Annelik ne yaparsan yap başarısız olmakmış.

Bana geçtiğimiz 18 ay sana ne öğretti, deseler bunu derim sanırım. Sezaryenle mi doğurdun, vajinal mi? İlaçlı mı, ilaçsız mı? Emzirdin mi, mama mı verdin? Ek gıdaya ne zaman başladın? Blw mi yaptın, klasik mi? Uyku eğitimi vermedin mi? Yazık sana valla!.. Çocuk geldi diye tüm hayatını bırakma kuzum!.. Ay, oje bile sürme, çocuğu zehirlersin!!! I kadar çok ki… Siz bunların kaçını duydunuz? Hangi noktada bebek benim, hayat benim hüleyyyn diye bir coştunuz?

Ben hep en az müdahale, en ilkel yöntem, en az takip opsiyonlarını seçtim. Doktora ölüm yoksa müdahale yok, dedim; biberon ve emzik temizlemek bana zor geldiğinden bebeği emzirdim de emzirdim. Beceremediğim zamanlarda bile inat ettim, pes etmedim çünkü alternatifini yapacak güçte değildim. Uyku eğitimi vermeden çocuk büyütebileceğimi hiç bilmiyordum mesela; bez kullanmak zorunda olmadığımı, tuvaleti kullanması için beklemenin zorunlu olmadığını ben bilmiyordum. Öğrendiğimde, ne yalan söyleyeyim, ufkum açıldı.

Peki bununla bitiyor mu? Ne yazık ki hayır! Benim bebeğim şunu yapıyor, seninki bunu yapıyor mu yarışları; o sendromu, bu sendromu… Çocuğa teşhis ve tanı telaşı, “Ay bizim zamanımızda yoktu bunlar!” ve “Sizinki yeni moda annelik!” beğenmemesi… Bebekleri ve onları yetiştirenleri bir salsak hayat daha güzel olacak sanki. Bebek dediğin şu boyda olmalı, bu kiloda olmalı, bu kadar yemeli, bu kadar uyumalı diye bebekleri kırmızı çizgilere hapsetmesek… Biz yetişkinler hep aynıymışız gibi bebeklerden bir tornadan çıkmışlık beklemesek mesela, çok güzel olmaz mı? O annedeki yetememe hissi gitse, bebeğinin sahip olabileceği en iyi anne olduğunu bilse, bundan şüphe etmese mesela? Ya da emzirmek istediğinde desteklense, istemiyorsa yargılanmasa. Mama veriyor diye arkasından gıybeti yapılmasa mesela.

Bu yazıyı okuyan herkese,

Siz iyi bir ebeveynsiniz. Eminim çocuğunuz için en iyisini isteyip en doğru olduğuna inandığınız tercihleri yaptınız. Birbirinizin hayatında olduğunuz için çok şanslısınız. Geceler uzun, yıllar kısa. Sarılın, öpüp koklayın birbirinizi. Doyana kadar -var mı öyle bir imkan bilmiyorum- kucaklaşın. Panik anında bir durun, derin bir nefes alın ve kimseyi değil; iç sesinizi dinleyin.

Cemre Kıvırcık – Anne

@cerulean_way

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir